Hac ve Umre Hakkında Sorulan Sorular
Kutsal yolculuk öncesinde misafirlerimizin en sık yönelttiği sorular ve fıkhi yanıtları.
Akıllı, büluğa ermiş, maddi bakımdan gücü yeten ve sağlık durumu elverişli her Müslümana ömründe bir defa farzdır.
Yaşlılık veya kalıcı hastalık gibi sebeplerle bizzat hacca gidemeyenler, kendi yerlerine vekil gönderirler. Böylece hem hac borcundan kurtulur hem de haccın sevabına nail olurlar.
İmam-ı Ebu Yusuf ve İmam-ı Azam’dan sahih rivayete göre, haccın farziyyeti fevrîdir; yani kendisine hac farz olunca ilk fırsatta hacca gitmesi icap eder, ertelemesi mesuliyeti mucip olur. İmam-ı Muhammed’e göre ise haccın hemen yerine getirilmesi şart olmayıp ileriki yıllarda yerine getirirse vebalde kalmaz. (İrşadüs-Sârî, s:17)
Babanızın bıraktığı mirasın üçte biri, vasiyetini yerine getirmek için yetiyorsa bu vasiyetin yerine getirilmesi farzdır. Şayet böyle bir miras bırakmamışsa bu vasiyetin yerine getirilmesi mirasçıların inisiyatifine kalmıştır. Varisler isterlerse kendi imkanları ile vasiyeti yerine getirirler.
Hayır, bugünkü şartlarda farz olmaz. Çünkü umre vizesi ile gidildiğinde hac zamanına kadar orada bekleme imkanı yoktur. (İrşadüs-Sârî, s:300)
Hayır, Hacca gitme imkanı bulamadığınızdan borçlu ölmüş olmazsınız. Ancak mirasınızdan kendi adınıza Hac ettirilmesini vasiyet etmeniz uygun olur. (İrşadüs-Sârî, s:43)
Öncelikle niyetiniz sırf Allah rızası olmalıdır. Hak sahiplerinin hakkı ödenmeli, ihtilaflı olunan kişiler varsa helalleşilmeli, küskün ve dargın olunan kimselerle barışılmalı, büyükler ziyaret edilerek duaları alınmalı, eş dost aranarak vedalaşılmalı, yol sadakası verilmeli ve evden çıkarken iki rekat sefer namazı kılınmalıdır.
Hayırlı akıbetler (dünyadan iman ve Kur’an ile çıkmak) nasip etmesini, hesaba çekilmeden cennete girmeyi, evlatlarımızın ve neslimizin hidayetini; her türlü kazadan, beladan, nefis şerrinden ve şeytan mekrinden korunmamızı Yüce Allah’tan niyaz etmeliyiz.